Baslik sona gelsin.
Once birikenler.
Kisa kisa, uzun uzun anlatimlar.
Su an kafamda neyi nasil parmaklarimdna akip gidecegi konusunda kestirebiliyorum.
Yine yollar gorundu bana oglum kisaca.
Pek istedigim gibi gitmedi isler burada. Malesef mi desem yoksa olacagi buydu zaten mi bilemiyorum ama onume icimi rahatlatan kafamin daha rahat olacagi birseyler cikti. Bir tanesini degerlendirmek istedim ve bu yuzden gidiyorum.
Bir yerlerden Kanada beni surekli cekiyor kendine.
Anneanne modunda hayirlisi olsun herseyin hayirlisi olsun seklinde soylemler dilimde ev bakiniyorum.
Aslinda birkac birsey daha karalamak istiyorm buraya. Burasi benim sadece benim yerim benim sayfam ama korkuyorum, uzmekten, kafa karistirmaktan cekiniyorum.
Benim de hayatimda ailem haric cok sevdigim biri benim yanimda olmamasina ragmen benden uzakta olmasina ragmen, inaniyorum ki cok mutlu. Arabesk yonumu gosterip , o mutlu olsun sadece yeter bana gerisi onemli degil, diyebiliyorum ve bu benim icin cok gercek.
Buruk, kirik'im. Hala.
Nasil yani? Hala mi? dersen...o kiriklik o burukluk hic bir zaman gitmeyecek ama ne isyan etmenin ne de o anlara takilip ve ozlemenin bir anlami var. Herseyle barisik olabilirsen sanirim hayatinda yeni sayfalar acabiliyorsun ve devam edebiliyorsun yasamina. Insan karsisindakinden birsey beklememeli ve hatta bazenleri kendisinden bile bazi seyleri cok buyuk bir umutla beklememeli. Tabii ki de zaman ilac ve tabii ki de zaman gectikce acisi ve ozlemin boyutu degisiyor, insaniz ama yokolurmu? Sanmiyorum ama onemi yok. Yok olmasin. Bu sekilde de bazi seyler olabilir.
.
Bunu yazmam gerekiyordu.
Sadece bu kadar bile olsa bunu sistemimden cikarmam gerekiyordu.
Operim.
MYTHE
27.2.12
29.11.11
Yanlış
Şunu belirtmek isterim ki ben yapmak istemediğim için değil bazı hataları üst üste tekrarlamak istemediğim için kaçar görmezden gelirim.
İnsanlar hem dinlemezler hem sinirliler diye arkalarına dönüp bakmadan tek kalemle silmek isterler aslında o sadece anlık bir harekettir bunu da biliriz de ayıbını etmişsin bir kere , karşındaki de eşşek başı değil bir kere git sil at demişsin şimdi de geriye dönüp ama ama demek nesi oluyor?
Kalp kırmamak için kendi hayatımdan feragat etmiyorum ben sadece şu hayatta huzur istiyorum. İşaretlerin peşindeyim sadece. Belki de bir şeylerin peşinde olmamak gerek. Beklememek lazım. Hayat çok kısa. Açık olalım ama birazcık, hayat kısa diyerek plansızlık hangimize mutluluk ya da durağan bir hayat kazandırmış.
Zaman gelmiş elinden en sevdiklerini almış sormadan bu hayat.
Kimseye içimden geçenlerin hesabını vermek zorunda olmadım şimdiye değin bundan sonra da vermem.
Çok şükür ki şimdilik kimse beynimin içine girmeyi beceremedi.
İçeride neler oluyor neler.
İnsanlar hem dinlemezler hem sinirliler diye arkalarına dönüp bakmadan tek kalemle silmek isterler aslında o sadece anlık bir harekettir bunu da biliriz de ayıbını etmişsin bir kere , karşındaki de eşşek başı değil bir kere git sil at demişsin şimdi de geriye dönüp ama ama demek nesi oluyor?
Kalp kırmamak için kendi hayatımdan feragat etmiyorum ben sadece şu hayatta huzur istiyorum. İşaretlerin peşindeyim sadece. Belki de bir şeylerin peşinde olmamak gerek. Beklememek lazım. Hayat çok kısa. Açık olalım ama birazcık, hayat kısa diyerek plansızlık hangimize mutluluk ya da durağan bir hayat kazandırmış.
Zaman gelmiş elinden en sevdiklerini almış sormadan bu hayat.
Kimseye içimden geçenlerin hesabını vermek zorunda olmadım şimdiye değin bundan sonra da vermem.
Çok şükür ki şimdilik kimse beynimin içine girmeyi beceremedi.
İçeride neler oluyor neler.
16.10.11
2011 Yaz
Belirli bir olgunluğun içinden geçmek gerekiyor galiba bazı durumları daha iyi anlayabilmek için.
İdraki zor durumlar karşısında gücümüzü yitirip benliğimizden çıkmış gibi oluruz.
Oysa ki zaman zaman okuduklarımız,gördüklerimiz bizi her defasında şaşkına uğratabilir.
Yıllar önce izlerken ve izledikten sonra abartısız günlerce etkisinden kurtulamadığım 'Gönül Yarası'nda da Nazım'ın dediği gibi biraz herşey etrafımızda.
Gözlerimizi yumuncaya kadar bu hayattan öğreneceklerimiz bitmez.
Satır arası geçtik ama bu filmin görmesi gereken ilgiyi görmediğini düşünenlerdenim.
Yavuz Turgul'un iyi bir senarist ve yönetmen olduğunu unutmamak gerek.
Uzun zamandır yaşamadığım daha doğrusu yaşayamadığım bir yaz geçirdim. Tabiri caiz ise, yılların acısını çıkarttım diyebilirim. En keyifli anlarım sevdiklerimde beraber geçirdiğim vakitler oldu.
İnsan sevdiklerinden uzun süre uzak kaldığı zaman önceden yaşanmış herşeye yukarıdan bakabiliyor. Ben baktığımın farkında değildim.
12.9.11
Tepedeki Yanlızlık
Genel bir tavır vardır bir coğumuzda, hayat ben plan yaparken benimle dalga
geçercesine planlarımı alt üst eder ve ömür bu şekilde geçer gider.
Toplum olarak inatla umutsuzluğa itildiğimiz bu günlerde artık
hemen hemen herkesin kafasında aynı soru "Ben nasıl mutlu olabilirim? ve
mümkünse bunu en çabuk ne zaman hayata geçirebilirim?"
Hep bir telaş hali üzerimizde. Hayat akıp giderken sanki
isteklerimiz rüyalarımızda elimizden kayıp gidiyormuşçasına bir telaş.
Oysa ki ne gelecek olanı biliriz ne de ona göre bir plan
yapabiliriz.
Önceden güzel görünen sonradan tam tersini temsil eder olur.
Tüm bunları sorgulamak anlamaya çalışmak insanların belki
yıllarını alıyor, farklı bakış açılarına sahip olmayı beceremediğimizden olsa
gerek diye düşünüyorum. Bizim için iyi olan iyi kötü olan kötü, güzel olan
güzel çirkin olansa çirkindir.
"Tepedeki Yanlızlık". Afşar Timuçin'in deneme/roman
türündeki kitabı da işte tam bunlardan bahseder.
Içinde hem sosyolojik olarak genelleştirilebilecek sorun ve
soruları barındırdığı gibi, kendini diğer hikayelerden ayırt ettiricek olayları
da bulundurur.
Bazen insana bir kitap farkettirir bazen de tecrübeler.
Parallellik görebilmeyi, yaşayabilmeyi, kendi hayatımızla o tecrübe ya da kitap
arasında becerebildiğimizde somut değişikliklerin ardından gelmesi an
meselesidir.
"Tepedeki Yanlızlık" kitabı buna benzer birşeyi yaşattı
bana okurken. Afşar Timuçin'in kitaplarındaki deneme tarzını felsefe ile
birleştirmesini çok başarılı buluyorum. Tamamen kendi külahını kitaba verip akıp
gidiyorsun içinde. Sağlam bir felsefe kitabı okuru olmamama rağmen hic
zorlanmadan bu kitabı okuyabildim. Bunu yazarın kendi altyapısını, kalemiyle
girift, harmanlamasını çok dengeli yaptığı için başarabildiği düşünüyorum.
Ne çok felsefik ne çok sorgulayıcı ne sadece deneme ne de saf bir
roman, bu kitap.
En son olarak, kitaptan beğendiğim bir kısmı ekleyerek yazıma son
veriyorum.
"Ne kadar istemli olursak olalım yaşamın bize neler getirecegini
bilemeyiz. Kendi yaşamına alabildiğine egemen olduğunu sanan kişi bile ummadığı
bir yerde öyle bir şeyle karşılaşır ki aptala döner. Yaşam karşısında usta yönetici
rolünü oynamaktan geri durmak ama gene de her adımını hesaplı atmak doğru olur.
Kim bilebilir yarın karşımıza neler cıkacağını! Yarın dediğimiz o bilinmez o
yaşanmamış zaman parçası bizi nerelere sürükleyecek, bize neler verecek ve
bizden neler götürecek? Zaman böyle birşey işte; verdiği kadarını geri alıyor." Tepedeki Yanlızlık
30.8.11
BirbabaINDIE!
Gecenhafta uzun zamandir gorusmedigim sevdigim bir arkadasim Cihat Satiroglu ile Bodrum'da gorusme imkanimiz oldu.
Yaklasik 2 seneden fazladir bir suredir "Birbabaindie" isimli bir muzik sitesi ile hasir nesir kendileri.
Yahsi'de yakaladigim gibi uzun guzel bir soylesi yapalim dedik.
Boyle sohbetlere can kurban.
31.7.11
Haksizlik
Cok bariz bir baslik attim yazimla alakali olacak.
Fakat su bilinmelidir ki, ilk dikkat cekmek istedigim sey anlatacagim olayin nasil haksizlikla alakali oldugu degil baska sorgulamalari icinde barindirdigidir.
Yaklasik 3 sene evvel ben birisiyle tanistim.
Onceleri bir seferiye cikan er hesabi yilda bir ya da hadi tas taslasin iki kere hal hatir sordugum, klasik e daha daha neler yapiyorsun, gelecek ile neler dusunuyorsun zirvaliklari yaptigim birisi idi.
Zamaninda bilindik, ortalama herkesin yasadigindan, yapim sebebiyle biraz daha fazla ciger yakan bir ayrilik yasadim. Zaten blogumu okuyanlarda bilirler. Bu ayriliktan sonra yine ortalama herkesin girdigi sorgulama donemimde sorularimla bogmaya basladigimda yine o er hesabi dedigim oldu.
Kanadadayim 7 saat fark var ancak saat farki gozetmeksizin her aklima takilan soruyu sorup durmusum. Kimbilir kac kere boylede laubali boylede suluk bir kiz gormedim ben hayatimda demistir. Hakki var, icimdeki soruya cevpa bulmadan etrafimdaki kimseye rahat vermem.
Ama hani su da var ki gerektiginde bende yollara duser ne var ne yok elde birakirim. Bunu da bilen herkes bilir.
Ama simdi tum bu zirvaliklarim bir kenara, ben buradan o arkadasima her yasanan seye ragmen binlerce kez tesekkur etmek isterim.
Cok kahkaha atmasini seven, herkesi sonuna kadar dinlemekten ve icimde analiz etmekten anlamaya calismaktan zevk alan bir adamimdir. Bir zaman olur ki oyle uzulurum ki derinden hemen kabuguma cekilirim ve cikmam. Ya da ben kendimi oyle bilirdim, ya da kendimi oyle bildigimi sanardim, ya da hep oyle yapmisimdir. Ve de iste oyle zamanlar olur ki, dunyanin binbir degil 10bin turlu hali varmis aslen dersin ve ne duyduguna ve icindeki uzuntuye ne de o bulbul gibi herseye sakiyan benliginin icinden tek bir kelime bile cikamamasina sasirir kalirsin oyle. Hah! Sikiyorsa simdi konus nan der gibidir birileri bir yerlerden.
Mert, bahsettigim arkadasim da bence boyle birsey yasadi. Babasini kucuk yasta kaybetmis birisidir Mert'im. Annesi ve teyzesini de yakin bir zamanda, simdiye kadar duydugum en sacma sekilde en olmadik, allah kahretsin onlari diyebilecegin birseyin bile olmadigi birsekilde kaybetti. "Can" larinin yarisini kaybetti.
Simdi evet, bu durum gercekten cok uzucu bir durum. Hele birde arkadasinizin basina geliyor, o tabii ki de insani daha bir derinden sarsiyor. Mert'i aradim. Hicbirsey diyemedim. Hicbirsey. O da hicbirsey diyemedi. Kapattik. Olayin uzerinden 9 gun gecti. Ben Bodrum'da tatil yapiyordum, denize giriyordum, sahilde sutlu misir yiyordum, yeri geliyordu egleniyordum ya da eglendigimi saniyordum. Aklimin kalbimin bir kosesi hep onunla hep onun kafasinin icinde olma pesindeydi oysa ve de hep dilimde ayni 2 soru;
Neden ve neden ben onun hissettigi aciyi hissedemiyorum, nicin ben onun yanlizligini paylasamiyorum?
Biz gelmisiz bu dunyaya herkes etrafimda bende dahil olmak uzere bilincli bilincsiz mutlulugunun pesinde. Mutlulugunun ziddinin yanlizlik oldugu dusuncesinde. Oysa ki ne kadar yavan bir dusunce ne kadar korkakca. Hepimiz korkagiz. Asil mutluluk yanlizlikta mi o zaman? Asil huzur asil gucluluk yanlizlikta mi?
Ben bilemiyorum. Hala okuyorum. Hala tecrube etmeye ve anlamaya calisiyorum.
Fakat su bilinmelidir ki, ilk dikkat cekmek istedigim sey anlatacagim olayin nasil haksizlikla alakali oldugu degil baska sorgulamalari icinde barindirdigidir.
Yaklasik 3 sene evvel ben birisiyle tanistim.
Onceleri bir seferiye cikan er hesabi yilda bir ya da hadi tas taslasin iki kere hal hatir sordugum, klasik e daha daha neler yapiyorsun, gelecek ile neler dusunuyorsun zirvaliklari yaptigim birisi idi.
Zamaninda bilindik, ortalama herkesin yasadigindan, yapim sebebiyle biraz daha fazla ciger yakan bir ayrilik yasadim. Zaten blogumu okuyanlarda bilirler. Bu ayriliktan sonra yine ortalama herkesin girdigi sorgulama donemimde sorularimla bogmaya basladigimda yine o er hesabi dedigim oldu.
Kanadadayim 7 saat fark var ancak saat farki gozetmeksizin her aklima takilan soruyu sorup durmusum. Kimbilir kac kere boylede laubali boylede suluk bir kiz gormedim ben hayatimda demistir. Hakki var, icimdeki soruya cevpa bulmadan etrafimdaki kimseye rahat vermem.
Ama hani su da var ki gerektiginde bende yollara duser ne var ne yok elde birakirim. Bunu da bilen herkes bilir.
Ama simdi tum bu zirvaliklarim bir kenara, ben buradan o arkadasima her yasanan seye ragmen binlerce kez tesekkur etmek isterim.
Cok kahkaha atmasini seven, herkesi sonuna kadar dinlemekten ve icimde analiz etmekten anlamaya calismaktan zevk alan bir adamimdir. Bir zaman olur ki oyle uzulurum ki derinden hemen kabuguma cekilirim ve cikmam. Ya da ben kendimi oyle bilirdim, ya da kendimi oyle bildigimi sanardim, ya da hep oyle yapmisimdir. Ve de iste oyle zamanlar olur ki, dunyanin binbir degil 10bin turlu hali varmis aslen dersin ve ne duyduguna ve icindeki uzuntuye ne de o bulbul gibi herseye sakiyan benliginin icinden tek bir kelime bile cikamamasina sasirir kalirsin oyle. Hah! Sikiyorsa simdi konus nan der gibidir birileri bir yerlerden.
Mert, bahsettigim arkadasim da bence boyle birsey yasadi. Babasini kucuk yasta kaybetmis birisidir Mert'im. Annesi ve teyzesini de yakin bir zamanda, simdiye kadar duydugum en sacma sekilde en olmadik, allah kahretsin onlari diyebilecegin birseyin bile olmadigi birsekilde kaybetti. "Can" larinin yarisini kaybetti.
Simdi evet, bu durum gercekten cok uzucu bir durum. Hele birde arkadasinizin basina geliyor, o tabii ki de insani daha bir derinden sarsiyor. Mert'i aradim. Hicbirsey diyemedim. Hicbirsey. O da hicbirsey diyemedi. Kapattik. Olayin uzerinden 9 gun gecti. Ben Bodrum'da tatil yapiyordum, denize giriyordum, sahilde sutlu misir yiyordum, yeri geliyordu egleniyordum ya da eglendigimi saniyordum. Aklimin kalbimin bir kosesi hep onunla hep onun kafasinin icinde olma pesindeydi oysa ve de hep dilimde ayni 2 soru;
Neden ve neden ben onun hissettigi aciyi hissedemiyorum, nicin ben onun yanlizligini paylasamiyorum?
Biz gelmisiz bu dunyaya herkes etrafimda bende dahil olmak uzere bilincli bilincsiz mutlulugunun pesinde. Mutlulugunun ziddinin yanlizlik oldugu dusuncesinde. Oysa ki ne kadar yavan bir dusunce ne kadar korkakca. Hepimiz korkagiz. Asil mutluluk yanlizlikta mi o zaman? Asil huzur asil gucluluk yanlizlikta mi?
Ben bilemiyorum. Hala okuyorum. Hala tecrube etmeye ve anlamaya calisiyorum.
6.6.11
Hazirlik
Zorlamak ile akisina birakmak arasinda hem teorik olarak hem de kelimenin tam manasi ile dedigimiz tanimlar birbirinden bu kadar farkli iken nasil olurda birden, gercek hayatta uyuglanmasi boylesine ince bir cizgiye sahip olur. Ben bir turlu anlamam.
Ben bu hafta uzun zamandir gormedigim birkac kisiyle gorusme firsati yakaladim. Iyi ki de oldu hepsi. Sadece bir tane bulusma vardi ki uzerinden birkac gun gectikten sonra , doyamadigimi yine gorusmek yine gorusmek istedigimi hissettim icimde.
Bazenleri cok iddiali konusup gayet rahat bir sekilde, ilk defa gordugum bir insanin hayatimdaki omrunu cekip bicip anlayabilirim. Hop bakalim orada dur dedirten bir hikayeden gecip biter bu arkadaslik deyip bitmeyen bir hikayeye girebildim. Oylesine de guzel oldu ki.
Su satira kadar olan yerler sifreler sacma sapan gizli kapakliklar iceriyor farkindayim. Bu blog icimdeki kusup birseyler paylasmak , uzaklari yakin etme amacindan baska birsey degildir. O yuzden olur boyle seyler. Kac kere daha tekrar edeyim. Arkadasim!
Simdi sorular kismina ve de kendimce bulabilidigim yarim yamalak cevaplar kismina geciyoruz.
-Ben bir zaman evvel once bir masaya oturmayi kabul etmis karsimdakinin bir secim yap ya o ya ben demesini izleyip, tamam ben seni seciyorum dememismiydim? Peki nicin simdi o ana geri dondugumde ben kaybetmek korkusunuyasadigim icin oylesine acele bir cevap verdim diye dusunebiliyorum. Oysa ki isler oyle yurumuyor ki filmlerde...
-Hayatimda bir erkek icin katlanmayacagim diye pit pit pit konustugum ettigim laflarin hepsini nasil gerceklestirdim peki butun bir 6 ay boyunca zirlamalarla gecirerek. Benim tarihimde boyle bir sapikca kronik durumum gorulmemisken. Ki hala da oyledir. Bunu bir ilk diye Ask demek dogru mudur?
-Yol ayrimina geldigin zaman bir yol seni uzaklara itiyor ise ve sevdigin adam ise bir o kadar o yol ayrimindan uzaklasabiliyorsa o zaman pes etmek mi gerekir? Inanmaya devam etmeli midir? Eger oyleyse ve eger ki ben inanmaya devam etmemis isem o zaman benim inancim olmamis anlamina gelip birde yine bana o ayni kapimi cikar...aslinda coktan bitirmeliymissin, sen sevmemissin ki leri mi dusunmeliyim?
-Ayrildiktan sonra karsina eskiye dair o ilkinde aradigin herseyi sana gumus tepsiyle veren adamin karsisinda gercekten ne hissettigni analiz etmeden ona saklanmak korunmaya muhtac korkmus inancini yitirmis kafasi karman corman bir halde siginmak ne kadar dogrudur? Bunun dogru olmadigini bile bile kendini atese atmanin sana verecegi ne gibi bir ayricalik olabilir ki?
-Farkina simdi simdi variyorum dedigin uzerinden 4 sene gecmis hareketlerinin davranislarinin hesabini tutmanin ne anlami vardir? My name is Elif deyip, gunah olmasa bile bir hesaplasma moduna girmek icin 25 yas cok mu genctir yoksa cok mu gectir, yoksa tam zamanimidir?
-Koptuk bitti gitti demelerle gecip giden ama aslinda kopmadigin bitirip gitmedigin bir adam karsina 3 seneden sonra gecip eskisi gibi bakabilir mi? Tekrar demesine der de tekrar edilebilir mi? Genctik cocuktuk artik degilizlerle bu isi kapatmak mumkun mudur? Bana simdilik mumkun gibi gorunuyor gorunmesine de, birseylerin eksikligini hep hissedersin ya ki bu kadinlara yapismis bir gududur, iste o eksiklik bir sizofreni hal midir, hani bir kere cekilip gidilmistir ya bir daha da giderim ben ya da bir daha gidersem bu sefer bu is olmaz ile kafani ruhunu yordugun hallerin normal midir?
-Kizdigin, kirgin oldugun seylerin uzerine inatla gitmek binlerce kere denemene ragmen ayni gormezden gelmezlikle donanabiliyorsa, ne gibi bir harekat ise yarayabilir ki?
Simdi ise, ozlediklerimi yazmak istiyorum tam su noktada...
-Ortakent bile degil direk Yahsi'yi ozledim.
-Aksam sahilden dondukten sonra havlumu astigimda burnuma geeln deniz kum gunes kokusunu ozledim.
-Sahilde gece ayakkabilarinla yurudugum icin kumla dolmasini ve sabahina pitpitpit o kumlari cikarmaya calismayi.
-Tuneli..
-Nevizade'de ki Mest'i.
-Istiklal'deki Ferhane'yi ve Mymoon'un enfes cheesecakelerini.
-Icetea Green'i ozledim keza buradakiler naneden yoksun igrenc sekerli bir tatdalar.
-23'unde Istanbuldayim, 24'unde Bodrumdayim ve 25'inde dugunumuz var.
Elbisem hazir, uygun bir pabuc buldugum gibi o gune tamamiylen hazir hissedecegim kendimi.
Ben bu hafta uzun zamandir gormedigim birkac kisiyle gorusme firsati yakaladim. Iyi ki de oldu hepsi. Sadece bir tane bulusma vardi ki uzerinden birkac gun gectikten sonra , doyamadigimi yine gorusmek yine gorusmek istedigimi hissettim icimde.
Bazenleri cok iddiali konusup gayet rahat bir sekilde, ilk defa gordugum bir insanin hayatimdaki omrunu cekip bicip anlayabilirim. Hop bakalim orada dur dedirten bir hikayeden gecip biter bu arkadaslik deyip bitmeyen bir hikayeye girebildim. Oylesine de guzel oldu ki.
Su satira kadar olan yerler sifreler sacma sapan gizli kapakliklar iceriyor farkindayim. Bu blog icimdeki kusup birseyler paylasmak , uzaklari yakin etme amacindan baska birsey degildir. O yuzden olur boyle seyler. Kac kere daha tekrar edeyim. Arkadasim!
Simdi sorular kismina ve de kendimce bulabilidigim yarim yamalak cevaplar kismina geciyoruz.
-Ben bir zaman evvel once bir masaya oturmayi kabul etmis karsimdakinin bir secim yap ya o ya ben demesini izleyip, tamam ben seni seciyorum dememismiydim? Peki nicin simdi o ana geri dondugumde ben kaybetmek korkusunuyasadigim icin oylesine acele bir cevap verdim diye dusunebiliyorum. Oysa ki isler oyle yurumuyor ki filmlerde...
-Hayatimda bir erkek icin katlanmayacagim diye pit pit pit konustugum ettigim laflarin hepsini nasil gerceklestirdim peki butun bir 6 ay boyunca zirlamalarla gecirerek. Benim tarihimde boyle bir sapikca kronik durumum gorulmemisken. Ki hala da oyledir. Bunu bir ilk diye Ask demek dogru mudur?
-Yol ayrimina geldigin zaman bir yol seni uzaklara itiyor ise ve sevdigin adam ise bir o kadar o yol ayrimindan uzaklasabiliyorsa o zaman pes etmek mi gerekir? Inanmaya devam etmeli midir? Eger oyleyse ve eger ki ben inanmaya devam etmemis isem o zaman benim inancim olmamis anlamina gelip birde yine bana o ayni kapimi cikar...aslinda coktan bitirmeliymissin, sen sevmemissin ki leri mi dusunmeliyim?
-Ayrildiktan sonra karsina eskiye dair o ilkinde aradigin herseyi sana gumus tepsiyle veren adamin karsisinda gercekten ne hissettigni analiz etmeden ona saklanmak korunmaya muhtac korkmus inancini yitirmis kafasi karman corman bir halde siginmak ne kadar dogrudur? Bunun dogru olmadigini bile bile kendini atese atmanin sana verecegi ne gibi bir ayricalik olabilir ki?
-Farkina simdi simdi variyorum dedigin uzerinden 4 sene gecmis hareketlerinin davranislarinin hesabini tutmanin ne anlami vardir? My name is Elif deyip, gunah olmasa bile bir hesaplasma moduna girmek icin 25 yas cok mu genctir yoksa cok mu gectir, yoksa tam zamanimidir?
-Koptuk bitti gitti demelerle gecip giden ama aslinda kopmadigin bitirip gitmedigin bir adam karsina 3 seneden sonra gecip eskisi gibi bakabilir mi? Tekrar demesine der de tekrar edilebilir mi? Genctik cocuktuk artik degilizlerle bu isi kapatmak mumkun mudur? Bana simdilik mumkun gibi gorunuyor gorunmesine de, birseylerin eksikligini hep hissedersin ya ki bu kadinlara yapismis bir gududur, iste o eksiklik bir sizofreni hal midir, hani bir kere cekilip gidilmistir ya bir daha da giderim ben ya da bir daha gidersem bu sefer bu is olmaz ile kafani ruhunu yordugun hallerin normal midir?
-Kizdigin, kirgin oldugun seylerin uzerine inatla gitmek binlerce kere denemene ragmen ayni gormezden gelmezlikle donanabiliyorsa, ne gibi bir harekat ise yarayabilir ki?
Simdi ise, ozlediklerimi yazmak istiyorum tam su noktada...
-Ortakent bile degil direk Yahsi'yi ozledim.
-Aksam sahilden dondukten sonra havlumu astigimda burnuma geeln deniz kum gunes kokusunu ozledim.
-Sahilde gece ayakkabilarinla yurudugum icin kumla dolmasini ve sabahina pitpitpit o kumlari cikarmaya calismayi.
-Tuneli..
-Nevizade'de ki Mest'i.
-Istiklal'deki Ferhane'yi ve Mymoon'un enfes cheesecakelerini.
-Icetea Green'i ozledim keza buradakiler naneden yoksun igrenc sekerli bir tatdalar.
-23'unde Istanbuldayim, 24'unde Bodrumdayim ve 25'inde dugunumuz var.
Elbisem hazir, uygun bir pabuc buldugum gibi o gune tamamiylen hazir hissedecegim kendimi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


